Sosyal Medya >
Search

Hizmetlerim

Birebir Danışmanlık

Bireysel görüşmelerimizi Ataşehir’deki ofisimde yüz yüze, eğer İstanbul’da değilsen online olarak yapıyoruz.

45 dakika sürüyor görüşmelerimiz. İlk başta seni bu noktaya getiren nedir, ihtiyaçların neler, nereye ulaşmak istiyorsun ve de en önemlisi sana yardımcı olabilecek kişi ben miyim, bunları anlamak üzere çalışıyoruz (Eğer ihtiyacın benim bilgi ve yeteneklerimin dışındaysa ilk görüşmeden ücret almıyor ve ilgili uzmana yönlendiriyorum.) Görüşmenin sonunda ölçekler veriyorum ve ihtiyaçlarınla imkanlarına göre görüşme sıklığımıza karar veriyoruz.

Görüşmeler süresince belirlediğin hedeflere ulaşmak için birlikte çalışıyoruz. Süreç boyunca da seninle gerek psikoloji biliminden gerek terapistlerin kuramlarından bilgiler paylaşıyor olacağım. Amacım kendini daha iyi anlayabilmen için arka planda işleyen süreçlere ışık tutmak.

Bireysel görüşmelerde sezgisel yeme çalışabileceğimiz gibi stres yönetimi, kaygı, depresif ruh hali, mükemmeliyetçilik ve çekingenlik gibi konularda da çalışabiliriz.*

İletişime geçmek için bana merhaba@kardelencergin.com mail adresinden ulaşabilir ya da yandaki formu doldurabilirsin.

* Danışmanlık hizmeti bir tedavi hizmeti değildir. Klinik bozukluklarda psikiyatra yönlendirme sağlanacaktır.

Başvuru Formu

Başvuru formuna ulaşmak için butona tıklayınız.

YEMEKLE BARIŞ NEDİR?

Yemekle Barış Grubu online bir deneyim programıdır. Deneyimlenen şeyler ise hem bilgilendirme konuşmaları, hem kendi kendinize yapacağınız alıştırmalar, hem de kendi derdimizi anlattığımız ya da kendi derdimizi bir başkasından dinlediğimiz sohbetler. Deneyimlemenizi hedeflediğim şey “Biz senin arkandayız.” hissini verebilmek. Hangi konuda arkandayız? Şu yiyeceklerle olan mesele var ya, orada sağdan soldan arkadan desteğe geldik, ilerleyebilmen için bildiğimiz her şeyi sunmaya istekliyiz. Eğer aşağıdaki cümlelerin birkaç tanesi size uyuyorsa, bu grup çalışması size iyi gelebilir.

  • Yemek istemesem de yiyorum.
  • Neden kendimi kontrol edemiyorum bilmiyorum.
  • Yemekle ilişkimde huzursuzum.
  • Duygularımla başa çıkmak için yiyecekleri kullanıyorum.
  • Dikkatimi dağıtmak ya da düşünmemek için yiyecekleri kullanıyorum.
  • Diyet yapmaktan ya da yediklerime dikkat etmekten kafam allak bullak oldu, ne yapacağımı şaşırdım.
  • Doysam da durmuyorum.
  • Artık açlığımı duymuyorum.
  • Yemediğim zaman bunu bir başarı olarak görüyorum.
  • Sürekli yiyecek düşünüyorum.
  • Hiç yiyecek düşünmek istemiyorum.
  • Ben aslında yemeyi çok seviyorum ama kilo almak istemiyorum.
  • Eskiden çok iradeliydim, o halime geri dönmek istiyorum.
  • İnsanların yediklerim, yemediklerim ya da kilom ile ilgili yorum yapmasından çok çekiniyorum.
  • Neredeyse herkesten gizli yediğim oluyor.
  • Bir şeyi yemeyi hak etmek için yapmam gerekenler olduğunu düşünüyorum.
  • Eğer zayıf olmazsam kimse benimle birlikte olmak istemez diye düşünüyorum.
  • Daha zayıf olursam her şey çok daha güzel olacak diye düşünüyorum.
  • Aslında benim tek istediğim bir kot üzerine beyaz bir tshirt giyip çıkabilmek.
  • Eski fotoğraflarıma baktığımda aslında o zamanlar inceymişim/çok kilolu değilmişim. Ama ben kendimi çok kilolu görüyordum. Şimdi keşke o zamanlardaki gibi olabilsem diyorum.
  • Bana rahat ve doğal gelen beslenme biçimini yaratabildiğimi düşünmüyorum.
  • Kendimle ve bedenimle barışmak istiyorum.
  • Bir daha diyet yapmak, aynı şeyleri bir daha yaşamak istemiyorum.

Yemek, yeme eylemi, nadiren bir amaçtır. Aslında sıklıkla bir araçtır. İletişim kurmanın, paylaşmanın, ulaşmanın, temas etmenin, kabul edilmenin aracıdır. Sakinleşme, durulma, tanıdık alanın parçası hissetme, güvende hissetmenin bir aracıdır. Enerji alma, besin alma, hayata devam edecek gücü bulmanın bir aracıdır. Boşluğu doldurma, kendinden kaçma, yokluğu görmezden gelmenin bir aracıdır. Bazen cezalandırmanın bir aracıdır. Ama bazen de amaçtır, doymanın, tatmin olmanın, keyif almanın amacıdır. İşte bunları ayıklayalım diyorum. Yemek ne zaman araç, ne zaman amaç, bunları tespit edelim ki, yerken de mutlu yemezken de mutlu olabilelim. Uygun mudur?

YEMEKLE BARIŞ GRUBU’NUN İŞLEYİŞİ

Oturumlar 8 haftaya yayılmış durumda. Her hafta 2 saatlik oturumlarda online olarak buluşuyor olacağız. Oturumların günü ve saati başvuru formunun üzerinde yazıyor. Oturumları bir ara ile böleceğiz. Her 8 hafta boyunca benim mutlaka anlatacağım bir başlıklar listesi şu şekilde:

Yiyeceklerle kurulan ilişki

  • Yiyecek ilişkisi tipleri
  • Yiyecek ve kilo verme ilişkisi
  • Yiyeceklerle ilişkinin içeriği
  • Yiyecekle kurulan bu ilişkinin kökeni
  • Kendinle kurduğun ilişki
  • İlişkiyi yeniden kurmaya izin vermek

Bize eşlik eden sesler

  • Diyet polisi
  • Nazi diyetisyen
  • Manipülatif yetişkin
  • Acı çeken çocuk
  • Meraklı bilim adamı
  • Beslenme Danışmanı
  • Şefkatli yetişkin
  • ve SEN

Enteroseptif farkındalık

  • Açlık duyumu
  • Tokluk duyumu
  • Yiyeceklerin etkileri/özellikleri
  • Açlık çeşitleri
  • Hareketin etkileri

Duygusal yeme

  • Duygular
  • Duygusal yemenin sebepleri
  • Duygusal yeme neden devam eder
  • Duygusal yeme bir yeme problemi midir?
  • Duygusal yeme ile ilgili neler yapılabilir?

Bu başlıkların yanı sıra elimde en az 85 tane konu başlığı var (şaka yapmıyorum listeledim) ve grubun ihtiyaç ve taleplerine göre o haftanın konusunu birlikte belirleyeceğiz.

Kısaca bu program baştan sonra hazırlanmış belirli adımlardan oluşmuyor, bir gövdesi var, ancak o gövdeden doğru ne tarafa ihtiyaç duyuyorsak o tarafa dallanıp budaklanıyor olacağız. Bu da demek ki hiçbir 8 hafta birbirinin aynı olmayacak. Bu sebeple de birden fazla katılmak isteyen olursa da, her seferinde yeni bir deneyimle karşılaşma ihtimali olacak.

Online oturumlarımızın en az 1 saati benim konu anlatımımla geçiyor olacak, özellikle de ilk haftalarda. Eğitim bu deneyimin bir parçası. Oturumda çalıştığımız konular ile de bağlantılı olarak uygulama/ödev belirliyor oluyoruz. Oturumlar arası uygulama yapmak elbette zaruri değil, ancak hiçbir davranışta bulunmazsanız nasıl değişim gerçekleşecek ben de onu bilmiyorum 🙂 O yüzden aklınızda olmasında fayda var, biz baya baya 8 haftalık bir yola çıkıyoruz hep birlikte. Ama çok şefkatli bir yol, bak buna söz verebilirim!

Oturumun yaklaşık 1 saati de deneyim paylaşımı ile geçecektir. Sizler konuşacaksınız ben susacağım kısaca. Size en iyi gelen kısım bu 1 saat olacak, deneyimlerim beni yanıltmazsa 😊

WhatsApp’te de bir grubumuz olacak. Bu grubun koşullarını da aşağıda yazdım.

Kısaca çok kişisel, çok gerçekçi ve mümkünse çok kapsamlı bir 8 hafta geçireceğiz. Bugüne dek deneyimlerimin bana gösterdiği, yemekle ve yiyeceklerle yaşanan problemin büyük bölümünün yiyeceklerle bir ilgisi olmadığı bu sebeple biz hem yemekle meselemizi çalışacağız hem de daha fazlasını.

BİZ KİMİZ PEKİ?

Ben Kardelen C. Ergin ve Tuğçe Nur Gümüş.

KARDELEN C. ERGİN KİMDİR VE NE ALAKA?

Ben kendimi öğrenmeyi seven, öğrendiğini anlatmayı daha çok seven biri olarak tanımlayabilirim. Resmi eğitimlerimin hızla üzerinden geçecek olursam, Boğaziçi Üniversite’sinde Kimya Bölümü’nde lisans eğitimimi tamamladım. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nün lisans ve yüksek lisansta sunduğu psikoloji derslerinin altını üstüne getirdim desem yanlış olmayacaktır (27 tane ders bitirdim diye diyorum.) Bunların büyük kısmını da orada yüksek lisans öğrencisi ve araştırma görevlisiyken yaptım ama sonra anlaşamadık, ilişiğimi kestim. Üsküdar Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Yüksek lisans tezimin başlığı: Kadınlarda sezgisel yeme ile yeme tutumu ve mental iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi. (Erkekler anketi doldurmadı diye kadınlarda yapmak zorunda kaldık.) Bu vesileyle de sezgisel yeme ve iyi oluşun kitabını yazmamış olsam da, bir chapter’ını tezimle yazmışımdır. Bu arada Intuitive Eating Pro eğitimi alarak Evelyn Tribole’den resmi Sezgisel Yeme danışmanı oldum. Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler derneğinden de BDT teorik eğitimimi tamamladım, süpervizyon alıyorum. Bir yandan da Felsefe ve Psikoloji lisansı okuyorum. Bunları diyorum, benim için önemi olduğundan değil ama sizin için önemliyse, güvende hissetmek birincil koşul sonuçta.

Özgeçmişimi aradan çıkardıysak, ben ne alaka konusuna geri döneyim. Ben kendimi bildim bileli zaten olanı anlamaya ve güzelleştirmeye çalışıyorum kendi çapımda. Bunu da 5-6 yıldır yeme davranışları üzerinden yapmaya çalışıyorum. Alanı seçişim tamamen bir tesadüf bu arada. Ama seçmiş bulunduğum için bu konuda elime ne geçerse bulup öğrenmeye ve mümkünse de uygulamaya çalıştım. O yüzden de bir miktar bilgi edindim diyebilirim. Hem okumalarımdan, hem deneyimlerimden hem de bu konuda birlikte çalıştığımız yüzlerce kişiden. Ve yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var 🙂 bu yol tek başına pek kolay yürünmüyor. Gördüm ki bu yol el ele verince çok daha kolay katediliyor. Tıpkı doğduğumuz ana kadar annemizden, doğduktan sonra da yine mümkünse anadan beslenmemiz gibi 🙂 Konu yeme konusu olunca, insan ötekinden beslenmeli öncelikle. Beslenecek ki kendini beslemeyi öğrenecek. İşte ben de bunları düşündüğüm için Yemekle Barış Grubu’na başladım. Her şeyin bir bedeli olduğundan bu programın da bir bedeli var, ancak maddi bedelin amacını gölgemesin diye ümit ederim. Gayem, iyi olmanızda benim de elimden gelecek olan varsa onu bu çerçevede sunmak.

TUĞÇE NUR GÜMÜŞ KİMDİR?

Tuğçe benim çırağımdır. Aslında ona kalsa benim çırağım olmayı bile yakıştıramayacak kendine ama ben çırağım olmasını istedim o da sağolsun çıraklık etmeye layık buldu beni. Gençtir, duygusaldır, hiperaktiftir, öyle derinden dinler ki, siz bilmezsiniz söylediğinizi, o sizin yerinize ağlamaya başlar utanmasa. Kısaca Tuğçe harika bir aynadır. Aynı zamanda da çok kaygılı bir insandır. Ya yanlış yaparsam diye çok çekinir, iyi kalplidir kısaca, o yüzden bazen hızlanabilir.

Tuğçe’nin mesleği diyetisyenliktir. Diyetisyen dediğimde eğer kötü bir imaj bıraktıysa silin o imajı. Eğer iyi bir imaj bıraktıysa silin o imajı. Diyetisyen olması lazımdır bize çünkü ben beslenme uzmanı değilim, yiyeceklerin besleyiciliği konusunda, bize enerji vermeye sağlıkla yaşamımıza devam etmeye aracı olması konusunda ona danışacağız bilmediğimiz yere rastlarsak. Onun haricinde de zaten Tuğçe de bizim gibi biridir.

Bizim ilk tanışmamız Tuğçe’nin benim ilk danışanlarımdan biri olması ile başlar. Birlikte molalarla da uzun süre çalıştık. Bu yüzden de çırağım olmasını istedim. Ben ne biliyorsam ona öğrettim iyi olsun güzel olsun hoş olsun diye. Tuğçe tesadüfen seçmedi beslenme alanında çalışmayı. Ben anlatmayayım burada, sorarsanız isterse o söyler. Ama karnınız acıyana kadar makarna yedikten sonra acıdan uyuyamadığınız, bir tane daha ekmek hesabı duyarsam çığlık atacağım dediğiniz, evden çıkmaya bile çekindiğiniz bir gün olursa, Tuğçe size öyle bir “Anlıyorum” diyecek ki, o zaman ne kastettiğimi anlayacaksınız. İyidir kısaca Tuğçe.

YEMEKLE BARIŞ GRUBU’NUN KAPSAMADIKLARI

  • Hiçbir şekilde tıbbi bir tedavinin yerine geçmeyi amaçlamaz. Tedavi ediciliğe dair bir iddiası yoktur. Medikal soru ve sorunlarınız için mutlaka doktorunuza başvurun.
  • Bir grup terapisi hizmeti değildir.

YEMEKLE BARIŞ GRUBU KİMLERE UYGUNDUR?

  • 18 yaşından büyüklere.
  • Gruba kendi için katılmak isteyenlere.
  • Grup üyelerine saygı ve eşitlikle yaklaşmaya istekli kişilere.
  • Yemekle ilgili sorun yaşadığının farkında olup çözüm bulmak isteyenlere.
  • Kendiyle ilgilenmeye, vakit ayırmaya istekli olanlara.

KİMLERE UYGUN DEĞİLDİR?

  • Bakıcı isteyenlere. “Biri ne yediğimi ne yiyeceğimi kontrol etsin” istiyorsanız başka gruplar araştırmanızı öneririm. Biz o hizmeti sunmuyor olacağız.
  • Bir grup içerisinde uyum içerisinde bulunmasını engelleyecek bir rahatsızlığı olanlara.
  • Gruptan faydalanım sağlamasını engelleyecek bir rahatsızlığı olanlara.
  • Yiyeceklerle ve/veya yemekle ilgili herhangi bir meselesi olduğunu düşünmeyenlere.
  • İlk ve tek amacı kilo vermek olanlara.

GRUP ÜCRET VE KOŞULLARI

  • Grup her hafta 2 saat online olarak buluşur. Gün ve saati başvuru formu üzerinde bulunuyor.
  • Katılım zorunluluğu olan bir süreç. Herkese iyi gelmesi için online oturumların 2 haftadan fazlasını kaçırmanızı istemem.
  • İştirakten bağımsız tüm oturumların ücreti alınır
  • Önkayıt formunu doldurduktan sonra otomatik gelen eposta size bir takvim linki iletecek. Bu takvimden aldığınız randevuda 10 dakikalık bir öngörüşme yapıyor olacağız. Öngörüşmenin amacı hem grup ile ilgili beklenti ve soruları anlamak hem de gruba uygunluğu belirlemek.
  • Her grup 8 hafta sürelidir ve 8 haftanın bitiminde yeni bir grup açılır. Dileyen katılımcılar yeni kayıt yaptırabilir.
  • Birbirini tanıyan iki kişi aynı gruba katılamaz.
  • Gruplar minimum 8 maksimum 12 kişiden oluşur.

Yemekle Barış Grubu 8 haftalık ücreti: 2800₺ (KDV dahil)

24 yaş ve altı kişilere %20 indirimli: 2240₺ (KDV dahil)

Taksit seçenekleri mevcut.

Başvuru Formu

GRUP TARİHLERİ

10 haftada bir yeni grup başlamaktadır.
Güncel tarihler kayıt formunun üzerinde

Başvuru Formu

Başvuru formuna ulaşmak için butona tıklayınız.

NÖROÇEŞİTLİLİK DAYANIŞMA GRUBU

Nöroçeşitlilik, insan beyninin nörolojik yapısının, algı, öğrenme, dikkat, sosyal yetiler ve diğer fonksiyonlarında, patolojik olmayan bir şekilde farklılık göstermesidir. 1998’de ortaya atılan nöroçeşitlilik tanımı (neurodiversity) için kısaca NÇ diyor olacağım. Kullanım kolaylığı açısında nörotipik (NT) ifadesini, toplum tarafından kabul edilmiş özelliklere sahip kişiler kümesini ifade etmek için kullanacağım. Ancak nöroçeşitlilik tanımı itibariyle aslında bütün herkes nöroçeşitli yelpazesinin altına düşmektedir. Yine de açıklayıcılık getirebilmek için “tipik” ve “atipik addedilen” ifadeleri ile kümeleri vurgulamaya çalışacağım.

Atipik addedilen (NÇ denilen) popülasyon için kısaca “Beynin kabloları farklı bağlanmış” desek uygun olur büyük oranda.

Nöroçeşitlilik tanımlaması içerisine görünen teşhisler aşağıdaki gibidir: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Otizm Spektrum Bozukluğu (Eskiden Asperger Sendromu ayrı bir teşhisti, şu anda OSB içerisinde) Disleksi, disgrafi, diskalkuli ve dispraksi

Kimi uzmanlara göre bu listelenenler nörolojik ve gelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Kimi uzmanlar ise bir bozukluk değil, bir çeşitlilik olarak değerlendirmektedir. Ancak vurgulamakta fayda var ki, atipik addedilen popülasyonun bir kısmı toplum yaşantısında beklenen fonksiyonu göstermekte sorun yaşayacağı için medikal modelde bir teşhis alabilecekken, birçok kişi yetişkin yaşantısını sekteye uğratmayacak seviyede hayatına devam edebilmektedir. Bu kişiler genellikle bir psikopatoloji şikayeti (depresyon, anksiyete, OKB vb.) ile doktora başvurduklarında aslında toplumsal normların dahilinde, tipik bir görünüme sahip olmadıklarının farkına varırlar. Bir diğer olasılık da kan bağı olan bir akrabasının (çoğunlukla çocuğunun) DEHB vb. yukarıda bahsi geçen kümeden bir teşhis alması ile bir farkındalık oluşur.

Bu bağlamda NÇ Dayanışma Grubu’nda bozukluk değil çeşitlilik bakış açısı vurgulanmaktadır. Dayanışma grubunun amacı medikal modele alternatif bir tedavi hizmeti olmak değildir. İnsanın kendini tüm çeşitliliği ile birlikte anlayabilmesine aracı olmayı gaye edinmiştir.

DEHB sadece dikkatin dağınık olması ya da yerinde duramama değildir, OSB empati kuramama ya da konuşamama değildir, disleksi de sadece yazılanı okuyamama değildir. Bu sebeple nöroçeşitlilik içerisindeki değişkenler de yaygın olarak bilinenden çok daha komplike, çok daha ayrıntılı durumlardır. Birçok DEHB’li lazer gibi odaklanabildiğini, birçok otistik sadece insanlarla değil, birçok hayvanla da empati kurup duygusal olarak çok etkilendiğini, birçok disleksik de okuyabildiğini ama asıl bir şeyi planlarken zihninin içinde bir cümbüş olduğunu söyleyecektir. NÇ Dayanışma Grubu bu sıklıkla doğru bilinen yanlışları ve de daha geniş resimde eksiklikleri tamamlamak için psikoeğitim vermeyi hedeflemektedir.

NÇ DAYANIŞMA GRUBU İÇERİĞİ

Adından da belli olduğu gibi NÇ Dayanışma Grubu’nun amacı kişiler arası dayanışma ve destek ortamı yaratmaktır. Nöral çeşitliliğin tipik olarak kabul edilmiş yelpazesinin altına düşmeyen bizler kendimizi sıklıkla “uzaylı”, “herkesten farklı ama sorun ne bilmeyen” veya “garip” hissedebiliriz. Bu sağ elini kullanan insanların arasında yaşayan solaklar veya renk gören insanların arasında yaşayan renk körlerinin deneyimlerine benzer bir durum olabilir.

Örneğin solak birine makasla düzgün kesemediği için kızmak, makasların sağak insanların ergonomisine uygun yaratıldığını bilmemekten kaynaklanır. Ya da renk körü birine “Bu domatesler olgunlaşmamış neden bunları aldın” diye kızmak yine onun dünyayı nasıl gördüğünü bilmemekten kaynaklanır.

Bu sebeple NÇ Dayanışma Grubu’nun öncelikleri arasında tipik kabul edilen ve aslında bu kabulden çok daha geniş olan çeşitlilik yelpazesini aydınlatmak vardır. Bu zenginliği bilmek yaşantımızda nörotipiklere otomatik gelen ama yelpazenin keşfedilmemiş köşelerinde kalmış bizler için zorlayıcı olabilen durumları navige etmeyi kolaylaştırır.

Sosyal etkileşim: Sosyal kodlarla problemler, imaları anlamama, yanlış anlaşılmalar, unutkanlık, söz kesme, samimiyet, dürüstlük, yalan söylenmesi, yalan söylemeye karşı tutumlar.
Kişiler arası ilişkiler: Özgüven eksikliği, hayır diyememe, çekingenlik, alınganık, nasıl göründüğünü umursama, sınırlar, tepkiler, yardım alabilmeye müsaade etme, geçmiş ilişkiler (aile, arkadaş, eğitmen, partner)
Zihin kuramı (Theory of Mind): Empati, sempati, hayli duyarlı insan olmak (Highly Sensitive Person; HSP)
Duygular: Öfke, yoğunluğu, başa çıkma, şiddeti, isimlendirme. Stres yönetimi.
Duyusal hassasiyet: Kıyafetler/dokular, sesler, ışıklar, kokular, tatlar, sıcaklık, soğukluk, basınç, nem, denge, acı, propiosepsiyon, enterosepsiyon.
Tikler, stimming (self-stimulatory behavior; kendi kendini uyarma davranışı), fidgeting (yerinde kıpırdanma, sabit duramama), takıntılar, hiperaktivite
Hafıza: Görsel işleyen hafıza, sayılarla ve/veya kelimelerle yaşanan problemler. Yer yön bulma ile ilgili yaşanan problemler.
Uyku problemleri: Uykuya dalamama, uykuda kalamama, uykudan uyanamama, yataktan çıkamama, canlı rüyalar görme
Yiyecekler: iştah, yemek hazırlama, yeme alışkanlıkları, diyetler
Zaman yönetimi: Planlama, işin başına geçme, zaman algısı, mükemmeliyetçilik.
Para yönetimi
Hareket ihtiyacı ve alışkanlıkları
Rutin, alışkanlıklar ve istikrar
Teşhis: Teşhisi kabul etme, teşhisi reddetme, teşhis gerekli midir, teşhis edilebilen nedir, teşhisi kaybetme kaygısı, maskeyi çıkarma, teşhisle ilgili sahtekarlık kaygısı
İlaç deneyimleri (Doktor takibinin yerine geçmesi için değildir)
Maddeler: Nikotin, kafein, alkol vb.
Takviyeler: D vitamini, Ferritin, B12, Omega-3, Fosfotidilserin, Çinko
Psikopatolojiler: Komorbid (aynı anda görülebilen) durumlar, karıştırılan durumlar, teşhis ve tedavi süreçleri (Doktor takibinin yerine geçmesi için değildir, süreçlerle ilgili belirsizliğin azaltılması için bilgilendirme amacı taşır.) Depresyon, bipolar bozukluk, anksiyete bozuklukları, obsesif-kompülsif bozukluk, yeme bozuklukları vb.
Farkındalık: Anda kalabilme, meditasyon, mindfulness, tefekkür, namaz, yoga
Doğa ile temas
Anlam arayışı ve felsefe

Yanı sıra dayanışma grubu, grup üyelerinin karşılaştıkları ve başkaları ile paylaşmakta zorlandığı, anlatmak istediği zorlukları, yargılanmadan ve anlayışla dinlenecek bir ortamda paylaşabilmeleri için de fırsat vermektedir.

Ne yazık ki tipik olarak karşılanmayan bu nöroçeşitlilik özellikleri, tipik olarak karşılanmadığı için sıklıkla (%80 ihtimalle) en az bir psikopatolojiye sebep olabilmektedir. Bu sebeple psikopatolojiye karşı koruma ve tespit edilmesi durumunda da yönlendirme imkanı sağlamaktadır grup.

Benim için grubun amacı “Aa ben de aynen böyleyim!” diyebilmenin mutluluğunu ve “Tamam farklı olduğumu anlayabiliyorum, ve bu OK” diyebilmenin huzurunu ve “Bir dahaki sefere bunu deneyebilirim, işe yarayabilir” demenin güvenini sağlamak.

NÇ VE KARDELEN

Ben Kardelen. Kendimi oldum olası “garip” bulmuşumdur ve bunun kötü bir gariplik olduğunu da düşünmemişimdir. Sadece normal olmadığımın uzun zamandır farkındaydım. NÇ diye bir şey olduğunu ve bu kavramın benim anlamlandırmakta zorlandığım özellikleri açıklamakta çok yardımcı olduğunu fark ettiğimden beri, bu konunun üzerine daha fazla eğildim. Tipikliğin dışında kaldığı söylenen yanlarımı tanımlamak için kullandığım kelimeler: utangaç, içine dönük, patavatsız, maymun iştahlı ve çocuksu.

2013 yılında bölümden arkadaşım DEHB teşhisi alınca “Kardelen sen de bir git istersen, sende de aynı şeyler var.” dediğinde DEHB’li bir başka arkadaşımın DEHB çalışan annesi ile iletişime geçtim. Kısa zamanda doktor karşısında normal, sıradan hayatımı anlatıyordum. Beni DEHB ile teşhis etti. Ben şaşkınım tabi. “Emin misiniz?” diye sordum “İlk 5 dakikada anladım ama kalan 25 dakikada da emin oldum” dedi. Ancak ben o kadar da emin değildim. Bana yazdığı ritalini aldığımda odamı toplamak bile mümkün oluyordu ve bu beni çok ürküttü. “Ben bu ilaca bağımlı olurum, bunsuz yapabilmeliyim.” dedim. Sonraki 7 yıl, o tek kutu ritalinin içinden birer tane ala ala yılda 2-3 tane ile geçirdim. Bu esnada da ara ara “Acaba ben otistik miyim? Haha, ya olsam şaşırmam valla.” diye düşündüğüm zamanlarım oldu. Hatta bunu başkalarına söylediğimde garipsemeleri, sanki “Kanser olsam keşke” demişim gibi bakmalarını da pek garipsedim.

O günden sonra ben DEHB ile ilgili çokça okumaya, konferanslara katılmaya başladım. Hem kitaplardan, hem sosyal medyadan, hem de makalelerden bilgi edinmeye çalıştım. Tabii ki konuya takılıp altını üzerine getirdikçe altından süreki otizm çıkmaya başladı. “Yok” diyorum “Olamaz, kendime olur olmadık şeyler bulmaya çalışıyorum. Kendimi ait olmadığım bir grubun içine koymaya çalışıyorum.” Ama bu esnada babam da kardeşim de otizm ölçeklerinde yüksek puanlar alıyorlar, kafam iyice karışıyor. En sonunda NÇ adı altında toplanan özelliklerin doğal olarak birbiri ile yüksek oranda örtüştüğünü ve tanı teşhis kriterlerinin geriden geldiğini anlıyorum. O dakikadan sonra o muyum bu muyum sorum bitiyor “Nöroçeşitliliğin bir ucundayım ben de işte, bu özelliklerim de bununla ilgili.” diyerek tek bir çatı altında anlam verip rahatlıyorum.

Sonra pandemi oldu, 7 aydır evlerden çalışır olduk. Ben pek çalışamıyordum tabi, bu da depresif semptomlarımı arttırıyordu. Yine bana 7 yıl önce DEHB diyen doktoruma gittim “Ya acaba gerçekten de DEHB isem? Yani biraz öyleyim ama pek de değilim muhtemelen bahane ediyorum.” diye düşünerek. Yeniden DEHB teşhisi aldım. Bu esnada psikoloğum da bana “Bariz DEHB” diyordu. Yüz yüze görüşebileceğim bir psikiyatrla devam etmem istendi, şu anda güncel olarak devam ettiğim doktoruma gittim “Ya DEHB değil derse? Ya bana ilaç yazmazsa” kaygısıyla şimdi de. Çünkü concerta ile artık yeniden normal biri gibi(?) hissediyordum. O da bana DEHB dedi. “Ya nasıl anladınız, nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?” “Ben eminim ama istersen testler de yapalım eğer senin emin olman için yardımcı olacaksa.” dedi.

Kısaca ben Kardelen, 32 yıldır NÇ bir kişiyim (aslında herkes gibi ama ben biraz daha “garip” bulunan tarafın özelliklerine sahibim), son 1.5 yıldır bunu kabullenmiş, son 8 yıldır da istemem yan cebime koy diyerek ilgilenmiş, etrafı kendini fark etmemiş uzaylılarla bugünlere gelmiş bir psikoloji uzmanıyım. Özel ilgi alanlarım Harry Potter ve psikoloji. Bu sebeple NÇ ile ilgili tüm bilgileri mıknatıs gibi çekip toplamaya çalışan biriyim.

Gerek bilgilerimi gerek NÇ olarak yaşam deneyimimi kullanarak da NÇ Dayanışma Grubu’nu kurup, NÇ’lere yardımcı olmayı amaçladım.

NÇ DAYANIŞMA GRUBU’NUN KAPSAMADIKLARI

Hiçbir şekilde tıbbi bir tedavinin yerine geçmeyi amaçlamaz. Tedavi ediciliğe dair bir iddiası yoktur. Medikal soru ve sorunlarınız için mutlaka doktorunuza başvurun.

Bir grup terapisi hizmeti değildir.

Grup, grup üyelerine destek sağlamayı amaçlar, gruba dahil olmayan kişilerle ilgili öneri ya da geri bildirim vermeyi kapsamaz.

NÇ DAYANIŞMA GRUBU KİMLERE UYGUNDUR?

18 yaşından büyüklere.

Gruba kendi için katılmak isteyenlere.

Grup üyelerine saygı ve eşitlikle yaklaşmaya istekli kişilere.

KİMLERE UYGUN DEĞİLDİR?

Eşi, çocuğu, öğrencisi vb. başka birini anlamak için katılmak isteyenlere.

Bir grup içerisinde uyum içerisinde bulunmasını engelleyecek bir rahatsızlığı olanlara.

Gruptan faydalanım sağlamasını engelleyecek bir rahatsızlığı olanlara.

GRUP İŞLEYİŞİ

Grup online olarak Google Meet üzerinden belirlenen hafta içi günü 19.00-20.30 saatleri arasında 1.5 saat süreyle buluşmaktadır.

Oturum hiçbir şekilde kayıt altına alınmayacak ve grup içinden ya da dışından kişilerle paylaşılmayacaktır.

Oturum esnasında katılımcıların webcamlerinin açık olması gerekmektedir, istisnai ve geçerli sebepler harici, webcami kapalı olan katılımcılardan açmaları rica edilecek, açmadıkları takdirde o oturumda bulunmalarına izin verilmeyecektir.

Her grup 8 hafta süreli olacaktır. 8 hafta bitiminde yeni bir grup açılacaktır ve dileyen katılımcılar yeni grupla devam edebilir, dileyen katılımcılar da gruptan çıkmayı seçebilir.

Grup terapisi çalışmalarında olduğu gibi, devamlılığın önemi fazladır ve grubun sağlığını korumak amacıyla %80 katılım zorunluluğu vardır. Ve yine aynı sebeple katılım sağlanmayan oturumların da ücreti alınmaktadır.

Birbirini grup dışından tanıyan iki kişi aynı gruba katılamayacaktır.

GRUP ÜCRET VE KOŞULLARI

8 haftada bir yeni alımlar açılacaktır, en yakın tarih kayıt formu üzerinde bulunmaktadır.

8 haftalık toplam ücret 1520₺ (KDV Dahil; kredi kartına taksit seçeneği mevcut)

Gelecek oturumlardan haberdar olmak için kayıt formunu doldurabilirsiniz.

Başvuru Formu

Başvuru formuna ulaşmak için butona tıklayınız.

Sık Sorulan Sorular

DEHB yetişkinlerde de olur mu?

Evet olur. DEHB bir çocukluk çağı teşhisi değildir. Çocuklukta DEHB teşhisi alan kişilerin 2/3’ünün yetişkinlikte de DEHB’li oldukları düşünülüyor. Aynı zamanda çocukluk çağında DEHB’li olabileceği fark edilmeyen birçok insan ileri yaşlarda DEHB teşhisi alabilirler. Bunun en sık görüldüğü zamanlar çocuğu DEHB teşhisi alınca ebeveynlerden birinin de DEHB’li olduğunun fark edilmesidir.

NÇ başlığı altında DEHB, OSB, disleksi, disgrafi, dispraksi ve diskalkulinin toplanması grubun çok karmaşık olmasına sebep olmaz mı?

Sebep olmaz çünkü hepsini kardeş gibi düşünebiliriz. Örneğin DEHB ve OSB arasında %50 komorbidite oranı vardır. Bu da demektir ki, DEHB’li kişilerin yarısı aynı zamanda OSB teşhisini de sağlamaktadır. Ancak 2013 yılına kadar DEHB ve OSB teşhislerini aynı anda almak tanı kitapçığı kuralları gereği mümkün değildi. Bu sebeple de bu teşhislerin ortak noktaları ve ayrımlarını çalışmak oldukça zordu.

Kadınlarda OSB görülür mü?

Elbette görülür. Erkeklerde 5 kat daha sık görüldüğü düşünülmekteydi ancak yeni yaklaşımlar kadınlarda OSB erkeklerdeki görünümden farklı olabildiği için birçok otistik kadının teşhis edilemediği yönünde.

Kimse beni DEHB ya da OSB ile teşhis etmedi, gruba katılabilir miyim?

Eğer DEHB’li ya da otistik olduğunuzdan şüpheleniyorsanız, internette okuduğunuz, dinlediğiniz, izlediğiniz NÇ kişilerin deneyimleri ile kendi deneyimleriniz örtüşüyor gibi hissediyorsanız, öngörüşmede de bununla ilgili bir sorunla karşılaşmazsak katılabilirsiniz.

NÇ’yim ve ilaç kullanıyorum, gruba katılabilir miyim?

Elbette katılabilirsiniz.

Asperger’liler gruba katılabilir mi?

Asperger teşhisi 2013 itibariyle tanı ve teşhis kitabından çıkarılmış ve OSB içerisinde teşhis edilmeye başlanmıştır. Bu sebeple de evet katılabilir.

NÇ olup olmadığımı nereden anlayabilirim?

Aslında tanım itibariyle herkes nöroçeşitliliğin bir yerindedir, bu sebeple NÇ olmayan yoktur diyebiliriz. Ancak çeşitliliğin tipik kabul edilen ve tipik olmayan diye tanımlanan kısımları vardır. NÇ dediğimizde kısaca tipik olarak kabul edilmeyen özellikler kümesinden bahsederiz. Eğer NÇ olduğunuzdan şüpheleniyorsanız, internette okuduğunuz, dinlediğiniz, izlediğiniz NÇ kişilerin deneyimleri ile kendi deneyimleriniz örtüşüyor gibi hissediyorsanız NÇ olma ihtimaliniz yüksektir diyebiliriz. Aynı zamanda internette tanımlamaya yardımcı videolar ve ölçekler de bulunmaktadır. En güvenilir yol bir psikiyatra gitmektir. Ancak buradaki en büyük risk, yetişkin yaşantısına teşhis almadan gelebilmiş ve çok destek almadan yaşamını devam ettirebilen yetişkinleri, bu konuda deneyimli olmayan doktorlar tanıyamamaktadır. Sıklıkla NÇ biri teşhis alana kadar birçok doktordan kötü deneyimlerle ayrılmaktadır. Bu yüzden de yetişkin NÇ konusunda bilgili ve deneyimli psikiyatrlara gitmek en doğru yöntemdir.

Email atmanız halinde size takipçilerimden, danışanlarımdan ve kendi deneyimim ile topladığım psikiyatr listesini iletebilir, bilgilenmek amaçlı doldurup bakabileceğiniz anket linki atabilirim. Mail adresim: merhaba@kardelencergin.com

Çocuğum/eşim NÇ ama ben değilim, gruba katılabilir miyim?

Hayır. Gruba katılımcılar sadece kendi deneyimlerini anlamlandırmak ve paylaşmak için katılabilirler.

Bir bozukluk olarak değil çeşitlilik olarak görmek sorunu görmezden gelmeye ve bahane yaratmaya sebep olmuyor mu?

Hayır. NÇ kişilerin yaşadıkları zorluklar modern yaşantıda NT kişilere uygun yaratılmış düzenle uyum sağlayamamaktan kaynaklanmaktadır. Dünyada NÇ’ler çoğunlukta, NT’ler azınlıkta olsaydı o zaman da NT’ler uyum sağlayamamaktan kaynaklı zorluklar yaşayacaklardı. Bu sebeple yaşanan zorlukları “bozukluktan kaynaklı, hatalı olan olmak” diye değerlendirmek yerine “farklılıktan kaynaklı” bakış açısı ile ilerlendiğinde hem eşitlik hem de anlayış sağlayan bir bakış açısı olmakta.

Neden otistik diyorsun da otizmli birey demiyorsun?

Eskiden “otistik” kelimesi hakaret niyetine kullanılabiliyor diye ve de bireyi bozuklukla tanımlamamak, öncelikle birey olduğunu vurgulamak için “otizmli birey” denmeye başlandı. Ancak son yıllarda, otistik kişilerin bir kısmı “Ben otizmi olan biri değilim, otizm benden ayrı bir şey, bana olan bir şey değil. Otizm zaten benim olma biçimim, bu yüzden benden ayrı bir şeymiş gibi kullanmayı tercih etmiyorum.” yaklaşımını ortaya attı. Otistik kişilerin hepsi bu yaklaşıma sahip değildir, bu sebeple en iyisi karşınızdaki kişiye sormaktır. Ben de bu yaklaşıma katılıyorum ve bu sebeple otistik denmesini tercih ediyorum.

Liderli grup olması ne demek? Lidersiz grup diye bir şey var mı?

Liderli grup, grup üyelerinden birinin, diğer grup üyelerine kıyasla hiyerarşide bir basamak yüksekte olması demektir. Lidersiz gruplar da olabilir, bu koşulda tüm grup üyelerinin yetkisi ve söz hakkı birbirine eşit olur. Bu grubun liderli bir grup olmasının sebebi, benim tarafımdan psikoeğitim, geribildirim ya da öneri verilmesini kapsadığı içindir.